3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ve Yaban Hayatı Eğitimi  

20 Eylül 2013 yılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 68. Toplantısında; yaban hayatın değerlerine ve etrafında süregelen yaşam bütünlüğünün, sürdürülebilir kalkınmaya ve insanların refahına sağladığı katkılara dikkat çekmek  amacıyla, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında imzalandığı gün olan 3 Mart’ı Dünya Yaban Hayatı Günü ilan edilmiştir. Her yıl farklı bir temanın ele alındığı 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü’nün bu yılki teması ise “Ormanlar ve Geçim: İnsanları ve Gezegeni Sürdürmek” şeklinde belirlenmiştir.

İnsanların ormanlara bağlı yarattıkları geçim biçiminin korunması; diğer yandan da insan refahının korunması, diğer  açıdan da ormanlarda yaşayan yabani türlerin (bitki, hayvan, mantar, ve diğerleri) sürdürülebilirliğinin sağlanması ekosistemlerdeki bütünlük açısından oldukça önemlidir. Özellikle insanların doğa içerisinde oluşturdukları kültür ve kadim üretim alan ve biçimleri yaban hayatın önemini her geçen gün gözler önüne sermektedir. Temadan ziyade ülkemiz gerçeklerini göz ardı etmeden yaban hayata odaklanmak istiyorum. Elbette tek bir yazıda çok boyutlu olan bu konunun her noktasına değinebilmek mümkün olmayacaktır. Önemli olduğunu düşündüğüm birkaç noktaya da değinmeden geçemeyeceğim.

Doğal koşullarda insanlardan bağımsız bir şekilde yaşayan bitki ve hayvanlar, genel olarak yaban hayat olarak isimlendirilmektedir. Peki bizler yaban hayat konusunda ne kadar bilgi sahibiyiz? Yaban hayata yönelik tutum ve davranışlarımız neler? Bu konuda öncelikle bir özeleştiri yapmamız gerek toplum olarak. Sosyal medyanın kullanımının artmasına paralel, farklı gruplarda yaban hayata ait birçok örneğin fotoğrafı ve isimleri sık sık paylaşılıyor. Bu durum yaban hayatın tanınması anlamında eşsiz bir fırsat. Bu noktada da doğa fotoğrafı ile uğraşan kişilerin önemli bir katkısı olduğu inkar edemeyeceğimiz bir gerçek. Çoğumuz dilimize bir “vahşi” kelimesi doladık ve çekinmeden de kullanıyoruz. Bu hep eleştirdiğim noktalardan sadece birisi. Çocukların gözünde yarattığımız yaban hayat algısı gerçekten bazen korkutucu düzeylere ulaşabiliyor. Birçok çocuk kitabında, özellikle çocuklarıma doğa sevgisi aşılayabilmek için aldığım çocuk kitabında vahşi kelimesini görüyorum ve gerçekten çocukları rahatsız ettiğine ve olumsuz tutumlara sebep olduğunu bizzat gözlemliyorum. Ne olur kullanmayın artık bu “vahşi” kelimesini onun yerine kullanabileceğimiz “yaban” kelimesi dururken.

Yaban hayat farkındalığı için okul öncesi dönemden başlayarak çocuklarmızda farkındalık oluşturmak gerekiyor. Özellikle yaban hayvanları ne yazık ki hor görülüyor. Çok basit bir örnekle sizi bu konuda düşündürmek istiyorum. 4 ekim hayvanları koruma günü kapsamında özellikle okul öncesi kurumlarda birçok etkinlik düzenleniyor ve sadece kedi-köpeklerin korunması gerektiğine odaklanılıyor. Bu sefer de 4 ekimlerde çocuklarda sadece kedi ve köpeklerin korunması farkındalığı oluşturulmuş oluyor. Elbette kedi ve köpekler de bizim canımız. Onları ayırmıyorum lütfen yanlış anlaşılmasın ama özellikle hayvanları koruma gününde sadece kedi ve köpeğe değil özellikle ekosistemlerin önemli yapı taşları olan yaban hayvanlarına da dikkat çekilmesi gerekiyor. Bu sayede çocuklarda küçük yaşlarda yaban hayvanlarına ve paralelinde de yaban hayata yönelik bir farkındalık oluşturmamız mümkün olabilir.

Bu konuyu yaşadığım tecrübelere istinaden su yüzüne çıkarmak istedim. Elbette okul öncesi dönemde başlatacağımız farkındalığın, ilerleyen kademelerde de detaylandırılarak çocuklara yaban hayat sevgisinin aşılanması açısından ciddi katkıları olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemde başlayan yaban hayat farkındalık etkinliklerinin ilerleyen kademelerde olumlu tutum ve davranışlara dönüşmesi için hem ailelere hem de öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Birey eğitime ailede başlıyor ve okulda devam ediyor. Bu nedenle erken çocukluk döneminde sergilediğimiz davranışlar da ailemizin ve öğretmenlerimizin bir yansıması olarak şekillenmektedir. İşte bu noktadan yola çıkarak söyleyebiliriz ki hem ailelerin hem de öğretmenlerin konuya duyarlılık göstermesi ve çocukları yaban hayata farkında ve tutum-davranışlar açısından olumlu yetiştirmeleri gerekiyor.

Geçen günlerde kaybettiğimiz değerli psikolog ve eğitimci Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu şöyle diyordu: “Mükemmel değil merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar.” Doğa ile kurduğumuz tüm ilişkiler çocuk yaşlarda şekillenir. Doğa dostu ya da doğa düşmanı çocuklar yetiştirmek bizim elimizde. Covid-19 pandemisiyle birlikte dünyadaki insan-doğa ilişikleri tekrar tekrar sorgulanmaya başladık. Bunlar hep tartışılıyordu da üzerimizde hiç bu kadar ciddi bir baskı hissetmemiştik. Yaban hayat ticareti ve yaban hayvanlarının tüketilmesi başımıza kim bilir daha ne kadar dertler açacak! Ders aldık mı sorusuna kendi açımdan hayır cevabını veriyorum. Nedenlerini ayrı bir yazı konusu olarak ilerleyen günlerde tartışırız elbet. Ne olur artık doğayı seven ve koruyan çocuklar yetiştirmek için çaba gösterelim. Unutmayın biz yok olsak da doğa yaşamaya devam eder ama biz doğasız yaşayamayız!  

 

Doç. Dr. Nazım Kaşot

Akdeniz Karpaz Üniversitesi Doğa ve Çevre Eğitimi Araştırmaları Merkezi

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazım Kaşot - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ses Kıbrıs Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ses Kıbrıs hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ses Kıbrıs editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ses Kıbrıs değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hükümetin açıkladığı ekonomik paketi yeterli buldunuz mu?