Yeni Covid-19 Mutasyonu ve Aşıların Durumu – Ne Biliyoruz?

Tüm dünyayı bir yıldır adeta esir alan SARS-CoV-2, B.1.1.7 olarak da kodlanan yeni bir mutasyon geliştirerek yine tüm dünyayı panik havasına sokmayı başardı. Özellikle Christmas ve yeni yıl kutlamalarının arifesinde oluşan bu durum, eğer tatil döneminde insanlar dikkatli olmazsa çok daha ciddi sıkıntıları peşinde getirecek gibi görünüyor. Dolayısı ile özellikle İngiltere’de kategori 4 olarak bilinen üst düzey önlemler alınmış durumda.

Yapılan ilk yorumlar ve uzman görüşleri, mutasyona uğramış olan bu varyant’ın daha hızlı yayılabildiği yönünde. Tabi ki bilmekte yarar vardır; virüsler sürekli mutasyona uğrarlar ve bu mutasyon SARS-CoV-2’nin ilk mutasyonu değil. Önemli olan virüsün davranışının bu mutasyon sayesinde nasıl etkilendiği ve değiştiğidir. Peki bu yeni versiyon bizi neden korkutuyor kısaca bir bakalım:

§  Uzmanlar bu virüsün kıs zamanda önceki versiyonları ekarte ederek dominant bir hale geldiğini belirtiyor.

§  Virüsün hücreye girmesini sağlayan bölgesinde değişim olduğu düşünülüyor.

§  Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalar virüsün çok daha hızlı ve kolay bir şekilde enfekte etme özelliği olduğunu gösteriyor.

Tabi ki şu an itibarı ile bu bilgilerin ne anlama geldiği konusunda net bir öngörü oluşmuş değil. Laboratuvar ortamında daha fazla enfekte ettiği, hatta nüfus içerisinde böyle bir hareket içerisinde olduğu gözlemlenmiş olsa da, geniş çapta veri elde edilmeden bunun bizler için ne anlama geldiğini anlamak kolay değil. Ayrıca daha fazla yayılma hızı olsa bile, virüsün ölümle sonuçlanabilecek seviyede hastalığa sebebiyet verme potansiyelini net olarak bilmiyoruz.

Her ne kadar da bu tür sorulara cevabımız olmasa da, bekleyip de görmektense ciddi önlemler alarak bu virüsün daha da fazla yayılmamasını sağlamak en doğru karardır. Daha önceki yazılarımda vurguladığım bir unsur vardı; Covid-19 kalıcı hasar bırakma potansiyeline sahip bir hastalıktır. Hafif şekilde atlatan kişilerde de kalp, akciğer, hatta beyinde kalıcı hasar oluştuğuna dair ciddi çalışmalar mevcut. Bu yüzden bu hastalığı atlatıp bağışıklık kazanalım diye bir düşünceye kapılmamak, kendimizi olabildiğince korumak gerekir. En azından uzun vadeli etkilerini anlayıp önlemler alabilecek noktaya gelene kadar.

Bu yeni virüs variyantı aslında son birkaç günde çıkmış değil. Kasım ayı içerisinde İngiltere’de görülen vakaların yaklaşık %28’i virüsün bu mutasyonundan kaynaklanan vakalardı. Aralık ayında şimdiye kadar görülen vakaların ise %62’si bu versiyodan kaynaklanıyor. Kısacası, yeni mutasyon, eskileri hızlıca silerek, tabiri caizse, piyasayı domine ediyor. Bu rakamlar üç aşağı beş yukarı gerçek tabloyu yansıtsa da, İngiltere’de sadece vakaların yüzde on’luk bir kısmına genetik sekanslama yapıldığı için, yukarıdaki rakamlar genetik sekansı yapılan vakalar için geçerlidir.

Virüsün eski varyasyonlara oranla %70 daha hızlı bir şekilde yayılıyor olduğu bilgisi Imperial College London öğretim üyesi Dr. Erik Volz tarafından öngörülen bir bilgi. Her ne kadar da rakamsal veriler için erken olsa da, bu varyasyonun daha öncekilere oranla daha hızlı bir yayılma hızının olduğunu söylemek mümkün. Yayılım hızı daha fazla olabilir. Önemli olan enfekte hızı veya potansiyeli. Yani, kişi bu virüsü aldığı zaman bu hastalığa maruz kalacak bir enfeksiyon gelişme oranı daha öncekilerden daha mı fazla? Esas cevaplanması gereken soru bu.

Virüsün genetik kodlarının takibini yürüten nextstrain adlı kuruluş, bu yeni varyant’ın Danimarka, Avustralya ve Hollanda’da görüldüğünü ve bu vakaların İngiltere kaynaklı olduğunu raporlamış bulunuyor. Güney Afrika’da görülen mutasyon ise, İngiltere’deki mutasyona benzlerlik gösterse de, bu iki mutasyonun birbirinden farklı.

Peki mutasyonlar daha önce olmamış mıydı? Bu virüs birçok kez mutasyona uğradı aslında. Binlerce kez ufak mutasyonlar görülse de, yeni bir varyant olarak adlandırılabilecek olanlar birkaç kez gözlemlendi. D614G kodlu mutasyon Şubat ayı sonrasında Avrupa ve tüm dünyayı etkisi altına alan versiyon idi. Sonrasında A222V kodlu mutasyonun İspanya kaynaklı olarak yayıldığını gözlemledik. Mutasyonlar çok hızlı gelişse de, bizleri daha çok ilgilendiren, virüsün vücuda giriş hızını veya enfeksiyon şiddetini etkileyebilecek mutasyonlardır.

Bu yeni mutasyonun nasıl oluştuğuna dair net bir bilgimiz olmasa da, muhtemelen bağışıklık sistemi zayıf olan ve virüsü yenemeyen bir hastadan kaynaklandığı düşünülüyor. Hastanın zayıf bağışıklık sistemi muhtemel olarak virüsün kendini mutasyona uğratıp yeni beceriler kazanmasına sebep olmuş olabilir. Mutasyon hakkında şu ana kadar elde edilen genetik bilgiler şu şekilde:

1) Virüsün hücreye girişini sağlayan Spike protein’in reseptöre bağlanan bölgesinde değişime sebebiyet veriyor. Bu değişimin de hücreye daha kolay bir giriş sağladığı tahmin ediliyor. Yani virüs, yaşamını daha kolay idame ettirecek şekilde bir adaptasyon geliştirmiş gibi görünüyor.

2) Başka bir değişim ise Spike protein’in bir kısmının eksilmesi. Bu delesyon sayesinde hastalığı geçirmiş kişilerden elde edilmiş olan antikorların etkisinin daha düşük olduğu düşünülüyor.

Şimdiye kadar bu mutasyonun daha ölümcül olabileceğine dair net bir veri yok fakat kısıtlı bir zaman periyodundan bahsediyoruz. Önümüzdeki gün ve haftalarda hastalık seyrini takip ederek daha net bir bilgiye ulaşmak gereiyor.

Peki herkesin merak ettiği konuya gelelim. Geliştirilen aşılar bu yeni versiyona karşı etkili olacak mı? Şu anda görünen o ki aşılar bu mutasyon için de etkili olacak. Her ne kadar da mevcut aşıların hepsi de virüsün spike protein’ine karşı bir bağışıklık geliştirmeyi hedefliyor olsa da, aşılar bağışıklık sistemini virüsün farklı kısımlarına tepki verecek şekilde geliştirilir. Bu yüzden spike protein’in bir kısmında değişim olsa bile, geriye kalan kısımlar bağışıklık tepkisi için yeterli olacaktır diye düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü de bu yönde açıklama yapmaktadır.

Öte yandan, virüs daha fazla mutasyona uğrar, daha da farklılıklar geliştirirse, o zaman ciddi şekilde bir sorun olacak gibi görünüyor. Bu da, aynen grip aşıları gibi aşının sürekli revize edilmesini gerektirecektir. Aşıların revize edilmediği durumda, aşıya dayanıklı mutasyonlar ile karşı karşıya kalacağız gibi görünüyor.

Bu arada, artık duymaktan bıkkınlık getiren maske-mesafe-hijyen üçlemesi hayatımızda olmaya devam edeceğe benziyor.


Sağlıklı günler dileklerimle,

Dr. Ahmet Özyiğit

Elite Research and Surgical Hospital

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Ahmet Özyiğit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ses Kıbrıs Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ses Kıbrıs hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Ses Kıbrıs editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ses Kıbrıs değil haberi geçen ajanstır.



Anket YDP'de başkan kim olmalı?