Müfsidane yayın.. Hodri meydan!

20 yılı aşkın bir süredir sadece gazetecilikle hayatını kazanan bir birey olarak, şu anda genel anlamda medyanın geldiği durumun “içler acısı” kelimeleriyle tabir edilebildiğini her ortamda söyler dururum.. Aslında buna söylenme değil, “dert yanma” da diyebiliriz..
Bugün gazetecilik meslek ilkelerinden bir haber onlarca kişinin kendisini gazeteci gördüğü, etik değerlerin ne olduğundan habersiz sosyal medya ağlarından canlı yayınlarla dilediğini söyleyebildiği, basit bir program kullanarak tek sayfalık gazeteler dizayn edip bunları sosyal medya ağlarından yayınlayıp dilediğine tehdidi ve küfrü sallayabildiği bir ortamın adı bu ülkede maalesef ki GAZETECİLİK oldu!
O zaman ne ben, ne de benim gibi bu mesleğin eğitimini almış, ya da alaylı olarak ter döküp yetişmiş, iki kuruş paraya haftanın 7 günü 24 saat esaslı haberlerin peşinde koşan muhabirinden editörüne, fotoğrafçısından, kameramanına ve hatta yöneticilerine hiç birimiz GAZETECİ DEĞİLİZ!
Toplumun bu ayırdı yapamadığı açıktır. Mesleki değerlere bağlı yayıncılık her geçen gün kan kaybediyor, dedikodu ve hakaret puan kazanıyor..
Medyanın teknoloji ve yasal eksikliklerle sürüklendiği durumun bizi getirdiği liman rezalettir!
Belli ki bu durum gazetecilerden rahatsızlık duyan cenahın gözlerini parlatmış bir taşla iki kuş vurmayı amaçlatmıştır.
Ama bizlerin hatası, yani bu işi gerçekten sahiplenmiş kişilerin ve örgütlü olduğumuz kurumların yıllardır bu maskaralıkların önüne geçilmesi için adım atmamamız bugünkü baskıcı taleplerin doğmasına neden olmuştur.
Yani önce çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Bu ortamın sorumlusu bu mesleğin sahibi olan bizleriz de ayni zamanda..
Gel gelelim, şu anda kimi aklı evvellerin “belgesiz” iddiaları, kimi paragözlerin güdümlü tehdit içerikli yayınları bugünün hükümetini “Müfsidane yayınlar (değişiklik) yasa tasarısını yapmaya itmiştir.
Neymiş bu Arapça kelime diye baktığımda “fesat karıştırmak” diye tercüme edildiğini gördüm. Yasa sosyal medya maskaralıklarını önlemeye yönelik şu şekle sokulmuş:
Cumhurbaşkanına ve / veya yasa ile kurulmuş devlete karşı nefret uyandırmayı ve / veya hoşnutsuzluk ve / veya soğukluk yaratılmasını kışkırtmayı ve / veya Cumhurbaşkanı ile Devleti aşağılamayı ve/ veya küçük düşürmeyi ve/veya alay konusu yapmayı…
diyerek devam ediyor.. Para ve hapislik cezasından bahsediyor..
Hoşnutsuzluk ya da soğukluk.. İki soyut kavram.. Bu kavramlar sosyal medya gevezelerini susturmayı amaçlasa da bu kadar yuvarlak kavramların seçilmiş olması bir tesadüf değildir. Bu yasanın bu şekilde geçmesi durumunda ülkede yargılanmayan, hüküm giymeyen tek bir gazeteci kalmaz!
Unutulmasın ki; dikensiz gül bahçesi olmaz!
Siyaset sahnesine çıkanlar sadece alkışlanmayı bekleyebilir ama biz gazeteciler halk adına denetim görevini üstlenmiş insanlarız..
Bu görevimizden bizi alıkoyacağını sanan bugünün hükümetine bir uyarı yapalım:
Bir yanda medyanın içerisine çekildiği bu çirkefi temizlemek için uğraş vereceğiz, öte yandan da siz yönetenlerin bu tip soyut kavramlarla bizleri susturmak istemenize izin vermeyeceğiz!
Hodri meydan!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aytuğ Türkkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ses Kıbrıs Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ses Kıbrıs hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ses Kıbrıs editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ses Kıbrıs değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hükümetin açıkladığı ekonomik paketi yeterli buldunuz mu?