Taliban ile kim masaya oturacak

Taliban'ın Afganistan’da askeri zafer elde etmesinin ardından dünya çapında diplomasi trafiği başladı. Uluslararası kamuoyunun aklındaki en büyük soru ise Taliban ile kimlerin masaya oturacağı.

Afganistan'ı ele geçirdiler. Uluslararası kamuoyundan destek talep ettiler. Peki, hangi ülkeler Taliban'la masaya oturacak? Taliban 1999'da birleşmiş milletler güvenlik konseyi tarafından terör örgütü ilan edildi.

Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban'ı o dönem yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirlikleri resmen tanıdı. 20 yılı aşkın bir süre sonra ise bölgede bambaşka bir senaryo söz konusu.

Taliban ile sıcak temas halinde bulunan ülkelerden biri Çin. Afganistan'la 76 km uzunluğunda sınırı olan Çin, Taliban Afganistan'ı ele geçirmeden kısa bir süre önce örgütten bir heyeti ağırladı. Çin hükümeti, Taliban heyeti ile görüşmeden sonra örgütün Afganistan'da kalıcı barışı sağlamak için önemli bir rol oynaması gerektiğini dile getirdi.

Taliban Kabil'i ele geçirip Afganistan’da yönetimi devraldığındaysa Çin’den yine ılımlı bir yaklaşım geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı, Taliban'ın kapsayıcı bir hükümet kurması gerektiğini söyledi. Uluslararası kamuoyuna ise Taliban'ı "pozitif bir şekilde yönlendirme" çağrısı yaptı. Çin hükümeti henüz Taliban'ı resmen tanıyacağını açıklamadı.

Afganistan'ın bir diğer komşusu Pakistan da henüz Taliban yönetimini resmen tanımadı. Taliban örgütü ile kuruluşundan bu yana yakın bir ilişki içinde olan ülke, uluslararası ortaklarına danıştıktan sonra bu konuda bir karara varabileceğini açıkladı.

Pakistan'ın Afganistan sınırına yakın bölgelerinde Afganistan nüfusunun çoğunluğunu oluşturan peştunlara ait yerleşim yerleri bulunuyor. Bu yüzden Pakistan Taliban'la resmi ya da gayri resmi olarak irtibat halinde kalmayı tercih ediyor.

Pakistan Cumhurbaşkanı Dr. Arif Alvi, CNN TÜRK'ten Büşra Arslantaş'a verdiği röportajda Pakistan'ın Taliban'a maddi destek verdiğini reddetmiş, Batı'nın bu iddiaları Pakistan'ı "günah keçisi" ilan etmek için ortaya attığını söylemişti.

Alvi aynı röportajda Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesinin Afganistan halkının zaferi olduğunu söylemişti. Moskova Afganistan’ın başkenti Kabil’de yaşanan kaosa rağmen büyükelçiliğini kapatmadı.

Kremlin kısa süre önce bir Taliban heyetine ev sahipliği yaptı. Devlet başkanı Vladimir Putin ise Taliban'ın Afganistan'da yönetimi ele geçirmesinin "bir gerçeklik" olduğunu ve buna uygun hareket edilmesi gerektiğini açıkladı.

Rusya'nın BM daimi temsilcisi de Daliban'ın Afganistan'da bir ulusal birlik dönemi başlatacağını söyledi. Ancak buna karşın Moskova henüz Taliban yönetimini resmen tanımak için adım atmadı. Taliban, 2003'ten beri Rusya tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Ancak örgütün üyeleri 2018'den beri görüşmeler için Moskova'ya geliyor.

Hatta ABD’nin desteklediği eski kabil hükümeti, Rusya’yı Taliban destekçisi olmakla suçluyordu. Rusya'nın Taliban'a yaklaşımını belirleyen en önemli unsurlar bölgesel güvenlik, istikrar ve Sovyetler Birliği’nin başarısız Afganistan işgali. Bu sebeple Moskova Taliban ile ilgili attıkları adımlarda pragmatik hareket ediyor.

Batı'nın Taliban'a yaklaşımı ise oldukça farklı. NATO müttefikleri Taliban'la masaya oturmadan önce örgütün bir dizi önkoşulu yerine getirmesini talep ediyor. Bu koşullar arasında başta kadınlar ve azınlıklar olmak üzere insan haklarının korunması ve eski hükümet ya da batı ülkeleriyle çalışan Afganlardan intikam alınmaması var.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO dışişleri bakanları toplantısından sonra konuya ilişkin bir açıklama yapmış, sahada operasyonel temasların olduğunu ancak resmi diplomatik temasların olmadığını söylemişti.

Amerika Birleşik Devletleri ise Trump yönetimi döneminde Taliban ile masaya oturdu. Eski Başkan Trump'ın direktifiyle ABD ve Taliban arasında Katar'da "Doha anlaşması" imzalandı. ABD’nin NATO müttefiklerine danışmadan attığı bu adım, Batı'nın Afganistan'daki askeri varlığının sonunu getirdi.

Biden yönetimi ise hem kabil ile hem de Taliban'ın katar ofisi ile temas halinde olduklarını açıkladı. Ancak bu temasların şimdilik yalnızca tahliye operasyonları ve terörle mücadeleyi koordine etmek için yapıldığının altını çizdi.

Yeni Taliban yönetimini tanımayacağını duyuran tek ülke ise kanada. Başbakan Justın Trudeau, askeri güçle yönetimi ele geçiren örgütün kuracağı hükümeti resmen tanımayacaklarını açıklamıştı.

Ancak tüm batı ülkeleri Taliban'a karşı kanada kadar sert bir tavır takınmıyor. Avrupa Birliği'nde olası bir yeni göç dalgası endişesi var. Almanya Şansölyesi Angela Merkel de bu endişeleri de göz önünde tutarak Taliban ile diyalog kapısını açık tutma taraftarı.

Afganistan ile komşu olan ya da bölgede önemli rol oynayan ülkeler, Taliban ile ilişkilere daha gerçekçi bir noktadan yaklaşıyor. Batı için ise belirleyici unsurlar insan hakları ve olası bir göç dalgasını önleme amacı.

Ülkelerin Taliban'ı tanıyıp tanımaması ise, örgütün tüm dünyanın yakından takip ettiği Afganistan'ı nasıl yöneteceğine bağlı.

22 Ağu 2021 - 19:14 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ses Kıbrıs Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ses Kıbrıs hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Ses Kıbrıs editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ses Kıbrıs değil haberi geçen ajanstır.




Anket Maraş'taki yüzde 3,5 oranındaki toprağın iade edilmesi kararına destek veriyor musunuz?